Osmanlıda Kitâbeler

21 07 2007

yc12.jpg   

   Osmanlılar’da mezar taşlarının asıl amacının bir insan tasviri yaratmak olmadığı, aksine, o insanın pâyesini, daha alt katmanda kimliğini ortaya çıkarmak, kısacası taşın sahibini tanıtmak olduğu görülecektir.





Osmanlıda Mezar Taşları

21 07 2007

yc21.jpg

       Kişinin genç yaşta ölmüş olduğunu belirten çiçek, hacı olduğunu belirten hurma ağacı,idam edildiğini anlatan boyun kısmındaki kement, mesleklerini yansıtan tulumba, çapa, ok-yay – ki namlı bir kemankeş olduğuna işaret eder – ve okuryazarlığına delâlet eden kalem-divit gibi simgelerde de, kişinin kimliği ile ilgili daha özel bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bu yüzden, serpuşun ve diğer simgelerin mezar taşlarındaki anlamı, son derece büyüktür.

       Osmanlılar’da sosyal statünün en önemli göstergesi olan kavuklar, bu nedenle mezar taşlarının da en belirleyici özelliği olmuşlardır.





Mezar Taşı Kitâbelerinde Semboller

21 07 2007

yc3.jpg    

        XV. yüzyıldan itibaren Osmanlı mezar taşlarında kendini göstermeye başlayan kavuk, yatay bir lâhdin başında yeralan kare kesitli bir dikitin üzerine oturtulmaktaydı. Bunların lâhitsiz, doğrudan toprağa gömülen türlerine de sıkça rastlanabilmektedir. Ancak lahdin bir gömü alanı olmadığı, sadece mezarın üzerinde bir belirleyici olarak bulunduğunu ilave etmemiz gerekir.

    Kare kesitli dikitin ön cephesinde ise, çoğunlukla iyi bir şairin elinden çıkan ölüm manzumeleri veya hemen her taşı ustasının repertuvarında bulunan klasik ibarelerden oluflan bir kitâbe bulunur. Fetih sonrası dönemde İstanbul’da karakteristik hale getirilen bu model, XVI. yüzyılın başlarından itibaren değişik şekillerle zenginleştirilmiştir.








Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.